Özgürlüğü düşünen tüm kadınlara

Özgürlüğü düşünen tüm kadınlara

Hicran URUN-Özgür Gündem (12.9.2014)

Geçtiğimiz aylarda yayın hayatına başlayan Güldünya Yayınevi, feminist teori ve politika kitaplarının yanı sıra dünyanın dört bir yanından kadın hareketi ve kadın biyografileri, kadın edebiyatçılarının eserleri ile kadın özgürlük dünyasına yeni bir bakış getiriyor. Güldünya Yayınevi’nden kadınlar, “Daha önce Pazartesi dergisini çıkartan ve Kadın Kültür ve İletişim Vakfı’nın çalışmalarını yürüten bir grup kadın olarak çıktık yola ve amacımız kâr etmek değil, becerebilirsek uzun yıllar ayakta kalacak bir yayınevini kurumlaştırmak” diyor.

Feminizm ‘Batı işi’ değil

Yayınevinin; kadınların bilim, sanat vb. alanlarda da görünürlüğünü ortaya koymak ve kadınların kaleminden edebiyatı yaymak gibi bir hedefi var. Güldünya Yayınları kendilerini şöyle ifade ediyor: “Çünkü kadınların özgürlük ve kurtuluş mücadelesinin yalnızca siyasetten geçmediğini, hayatın her alanında var olma mücadelesi verdiklerini düşünüyoruz. Sadece çeviriler değil, telif eserler yayınlamayı da hedefliyoruz. Okurlarımızın dosyalarını, derleme önerilerini, ‘keşke şu konuda bir kitap olsa’ tekliflerini heyecanla bekliyoruz. Türkiye’de feminizmin ‘Batı işi’ olduğu yönünde bir çarpıtma var. Bunun gerçek olmadığının bilincindeyiz ve yayın politikamız da bu bilinci yansıtacak.”

Güldünya’nın adı yaşayacak

Yayınevine neden Güldünya ismini verdiklerini ise şu sözlerle açıklıyorlar: “Güldünya Tören bilindiği gibi, iki ağabeyi tarafından yaralandıktan sonra kaldırıldığı hastanede, yine ağabeyleri tarafından öldürüldü. Güvenlik görevlileri aile mensuplarını Güldünya’dan uzak tutmaya gerek görmemişti. Ve biz Güldünya adını bu şekilde yaşatmanın çok güzel olacağını düşündük.”

Piyasanın ihtiyacına göre değil

Birçok yayınevinin feminist kitaplar bastığını ancak bu yayımlanan kitapların Türkiye’deki kadın hareketinin ve genel olarak Türkçe okuyup yazan kadınların ihtiyaçlarından ziyade piyasanın taleplerine göre belirlendiğini söyleyen kadınlar, “Biz hareketin gündemini, taleplerini değerlendiren bir yayın politikasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Bizi bir yayınevi kurmaya iten ihtiyaç bu oldu.” diyor ve ekliyor: “Umarız kitaplarımızı sadece feministler değil, özgürlük üzerine düşünen bütün kadınlar okur.”

Yoko Ono’nun Meşe Palamudu adlı çalışması yayınevinin ilk kitabı. Ardından ise Rusya’daki feminist punk grubu Pussy Riot üzerine bir derleme geldi; Pussy Riot özgürlük için bir punk duası. Sırada Srila Roy’un derlediği Güney Asya Feminizmleri adlı bir kitabın olduğunu söylüyorlar, daha sonra İranlı yazar Mahsa Mohebali’nin Aşkı Dipnotlarda Yaşamak adlı kitabının müjdesini veriyorlar.